Başarının sırrı nedir?

                Bir öğrencinin başarısından futbol takımının zaferine, seçim kazanmaktan bir şirketin çalışmasına kadar uzanan her alanda başarının arkasındaki etkenler nelerdir? 

Talihin iyiliği mi? Kaderin çizgisi mi? Rastlantılar mı? Arkasının sağlam olması mı? İşin denk gelmesi mi? Başaracağına inanmak mı?

Başarı, bir iş için gerekli enerjinin amaca en uygun biçimde, en ekonomik, en etkin olarak kullanılma becerisidir.

Bu enerji, insan gücü de olabilir, makine de olabilir, bilgi de olabilir. Burada önemli olan, başarı için gerekli enerji kullanımının doğru organize edilmesidir.

Her başarının arkasından doğru programlar, planı tamamlar. Eğer plan ve programın hedefleme ve zamanlama süreçleri iyi hesaplanmışsa, enerji organizasyonu iyi yapılmışsa başarı size gelir.

İşte insan faktörü, bu sürecin doğru çalışması için temel etkendir. İnsan faktörünü göremezseniz, geliştiremezseniz, paranız da olsa, makineleriniz de olsa başarılı olamazsınız. Yapıp yapacağınız, enerjiyi boş yere harcamaktır. 

İnsan başarısının beş önemli etkenini görmek gerekiyor: 
 
1) İsteklenme (motivation) : 

         İnsanın başarılı olmasının ilk koşulu, Ben bunu yapmak istiyorum, diyebilmesidir. İsteklenme olmadan, ne öğrenci dersini çalışır, ne futbolcu futbolunu oynar, ne şirket elemanı verimli çalışır.

Bizim yanlışımız, bunun yerine zorlamazorunlu kılmayı, şartlandırmayı,kandırmayı koymamızdır. Bir kişiyi karşınıza alıp,Bunu yapmak zorundasın, yoksa aç kalırsın, derseniz, o kişi dediğinizi yapar, ama istek duymaz.

Eğitim sistemimiz bunu yapmaktadır, çalışma hayatımız bunu yapmaktadır, bu nedenle de başarılı olamamaktadır. Motivation güdüleme değildir, kişide o işi yapmak için istek uyandırabilmelidir. Başarının ilk adımı budur. 
 
2) Donanım (condition) : 

                Kondisyon sözcüğü anlam olarak koşul, durum demektir, ama burada donanım, anlamı daha iyi belirtmektedir. İnsanın başarısı için gereken donanımı kazanması gerekir. İnsanın bilgi donanımı, uygun davranış kazanımı, beceri geliştirmesi, yetinin artırılması, her konu için özellikler taşıyan bir altyapı oluşturur.

Donanım kazanılması için de disiplinli çalışma önkoşuldur. Hiçbir başarı disiplinli çalışma olmadan gerçekleştirilemez. O zaman daGününde değildi, Morali bozuktu, Talihi yaver gitmedi, Gareze uğradı türünden mazeretlerin arkasına sığınılır. 

Uygun donanım-kondisyon sağlanmadan, kimse güvenilir bir başarı elde edemez. Bu da bizim pek bilmediğimiz, hiç sevmediğimiz bir konudur. İnsan kişiliği yetkinleştirilmeden de disiplinli çalışmayı gerçekleştirmek hemen hemen olanaksızdır. Çünkü bu disiplin, başkasının zorlamasıyla değil, “öz disiplin”le olacaktır.

3) Yapabilme gücü (performans) :  

         Başarı için isteklenme ve donanım yeterli değildir. Yapması gerekeni yapabilme gücü, uygun zamanda, uygun düzeyde olmalıdır. Bu da her konuya özel, ayrıntılı çalışmalarla ortaya konabilir. 

Yapabilme gücü her an aynı düzeyde olamaz ve olmamalıdır. Burada gevşeme-gerilme teknikleri doğru kullanılırsa yoğunlaşma-konsantrasyon doğru zamansa gerçekleşir. İyi bir çalışma programı, çalışma kadar dinlenmeyi de eğlenmeyi de gevşemeyi de kapsamalıdır.

Bunu yapmak yerine, durup dinlenmeden Çalış demek, kişiyi haksız yere eleştirmek, küçümsemek, aşağılamak, “yapabilme gücü”nü azaltan, hatta yok eden davranışlardır. 
 
4) Değerlendirebilme (interpretetion) : 

                  Başarılı olmanın, önemli bir koşulu kişinin kendi durumunu değerlendirebilmesidir. Kendi durumunu değerlendiremeyen kişi, ne isteklenmesini anlayabilir, ne donanımını kavrayabilir, ne de yapabilme gücünü ölçebilir.

Bu durumda onu hep başka birisinin değerlendirmesi gerekir ki, bu da özgüven eksikliği demektir. Kişilik gelişimi eksik, sorumluluk alamayan kişiler kendilerini değerlendiremezler.

Bu durumda hep başkalarının ne dediğine bakılır ki, insanı pasif bir araçdurumuna getirir. Bu konu, başarının ya da başarısızlığın en önemli etkenlerinden birisidir.
 
5) Düzeltme (correction) : 

                Değerlendirmeden sonra yapılması gereken işlem, yanlışları düzeltmedir. Yanlışları, eksikleri görmezden gelmek ya da başka kişilere, başka faktörlere kaydırmak, bunların sürmesiyle sonuçlanır.

Bu durumda da başarı sağlamak giderek uzaklaşır. Oysa zamanında yapılan değerlendirmeyle eleştiriyle yanlışı düzeltme, eksiği tamamlama, yapılan işin başarısı için temel koşuldur. 

Eller aya, biz yaya sızlanmasının ardındaki gerçek, bunları bilmemekte yatmaktadır. Bir türlü üretici olamamak, tüketici olmaktan kurtulmamak da bundandır. 

Bizi kullanıyorlar diye yakınmak yerine, kendini kullanabilme gücünü koymadıkça sızlanıp durmaktan başka yol kalmaz. Ne olacak bu memleketin hali demekle olmuyor…

Ve Emin Çaba‘nın bir benzetmesi… Başarı onu arzulayan ve hazır olana gelir. Başarı aşk gibidir benzetmesini yapan Çapa, Hayatınızın aşkını bulmak için dışarı çıkmanız gerektiği gibi başarı için de onu arzulayacaksınız, peşinde koşacaksınız. Newton hazırdı, Arşimet hazırdı diye devam ediyor.
Haber Kaynağım : 
Yazar: Erdal Atabek